Türkiye’de Yabancı Öğrencilerin Hukuki Statüsü, İkamet Süreçleri ve Vatandaşlığa Geçiş Rehberi - 2
MEZUNİYET SONRASI STATÜ DEĞİŞİKLİĞİ: ÇALIŞMA İZNİ VE MESLEKİ İSTİSNALAR
Türkiye’de yükseköğrenimini tamamlayan yabancı öğrenciler için mezuniyet, sadece akademik bir başarının tescili değil, aynı zamanda yasal statülerinin yeniden tanımlanması gereken kritik bir dönemeçtir. Öğrenci ikamet izni, doğası gereği eğitim süresiyle sınırlı geçici bir izin türüdür. Mezuniyetle birlikte bu iznin dayanağı olan "öğrencilik statüsü" sona erdiğinden, yabancının Türkiye’de kalmaya devam edebilmesi ve profesyonel hayata atılabilmesi için "statü değişikliği" (change of status) yapması zorunludur. Bu süreç, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) ile 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’nun kesişim noktasında yer almakta olup, usulüne uygun yönetilmediği takdirde yabancının vize ihlaline düşmesine veya sınır dışı edilme riskiyle karşılaşmasına neden olabilir.
Öğrenci İkametinden Çalışma İznine Geçiş ve Kota Düzenlemeleri
Öğrenci ikamet izninden çalışma iznine geçiş, yabancının Türkiye’deki yasal varlığını "eğitim" amacından "ekonomik faaliyet" amacına evriltir. 6458 sayılı Kanun uyarınca, mezun olan yabancıların mevcut ikamet izinlerinin süresi bitmeden veya mezuniyet tarihinden itibaren makul süreler içerisinde çalışma izni başvurusunda bulunmaları gerekmektedir. Çalışma izni başvuruları, yabancı adına işveren tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılır. Bu noktada en temel engel, "istihdam kotası" olarak bilinen ve her bir yabancı çalışan için beş Türk vatandaşı istihdam edilmesi şartını öngören düzenlemedir. Ancak Türkiye’de yükseköğrenimini tamamlayan yabancılar için bu kriterlerin uygulanmasında çeşitli esneklikler ve öncelikler söz konusu olabilmektedir.
Eğitim sürecinde veya mezuniyet sonrasında çalışma izni olmaksızın çalışmanın hukuki yaptırımları oldukça ağırdır. İdare, öğrenci statüsündeki bir yabancının izinsiz çalıştığını tespit ettiğinde, mevcut ikamet iznini iptal etme ve sınır dışı (deport) etme yetkisine sahiptir. Anayasa Mahkemesi, 16/03/2022 tarihli ve 2019/40424 başvuru numaralı kararında, izinsiz çalışma olgusunun ikamet izni üzerindeki etkisini şu şekilde not etmiştir:
"Öğrenci ikamet vizesi sahibi başvurucunun izni olmadan çalıştığı tespit edilerek ... 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendi uyarınca yapılmış ve sınır dışı edilmesine karar verilmiştir."
Bu karar, mezuniyet sonrası statü değişikliği yapılmadan profesyonel faaliyete geçilmesinin yasal risklerini somutlaştırmaktadır. Mezun yabancının, öğrencilikten kalan haklarına güvenerek çalışma hayatına atılması, "kamu düzenini ihlal" kapsamında değerlendirilmekte ve sadece ikamet hakkını değil, gelecekteki vatandaşlık potansiyelini de tehlikeye atmaktadır. Dolayısıyla, mezuniyet belgesi veya geçici mezuniyet belgesi alındığı andan itibaren, yasal süreler içinde statü değişikliği başvurusu yapılarak "çalışma izni" prosedürünün tamamlanması elzemdir.
Çalışma İzninin İkamet İzni Sayılması ve Süreklilik Arz Etmesi
Yabancıların Türkiye’deki ikamet stratejilerinde en avantajlı düzenlemelerden biri, 6458 sayılı Kanun’un 27. maddesinde yer alan "Çalışma izninin ikamet izni sayılması" ilkesidir. Bu maddeye göre, geçerli bir çalışma iznine sahip olan yabancı, ayrıca bir ikamet izni (ikamet tezkeresi) almak zorunda değildir. Çalışma izni, süresi boyunca yabancıya Türkiye’de hem çalışma hem de ikamet etme hakkını eş zamanlı olarak tanır. Bu durum, öğrencilikten profesyonel hayata geçen yabancılar için bürokratik bir kolaylık sağladığı gibi, vatandaşlık başvurusu için gerekli olan "kesintisiz ikamet" şartının sağlanmasında da kilit rol oynar.
Vatandaşlık kazanımı sürecinde, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca aranan "beş yıl kesintisiz ikamet" şartında, çalışma izniyle geçirilen süreler tam olarak hesaba katılmaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, öğrenci ikametinden çalışma iznine geçişte arada boşluk kalmaması ve ikamet izin türlerinin "geçerli" türlerden olmasıdır. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, 14.06.2017 tarihli, E. 2017/600 ve K. 2017/541 sayılı kararında, hangi ikamet izinlerinin vatandaşlık başvurusunda geçerli sayılacağına dair şu önemli tespiti yapmıştır:
"6458 sayılı Kanunun 27. maddesine göre 'Çalışma İzni' ya da 'Çalışma İzni Muafiyet Teyit Belgesi' alan, Kanunun 31. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (ğ) bentleri uyarınca kısa dönem ikamet izni alan, Kanunun 34. maddesi 1. fıkrasında ifade edilen kişilerden ikincil koruma statüsü sahibi olan kişiler dışında aile ikamet izni alan, Kanunun 42. maddesi uyarınca uzun dönem ikamet izni alan yabancıların ikamet izinlerinin 5901 sayılı Kanuna göre geçerli [sayıldığı hükme bağlanmıştır.]"
Bu karar uyarınca, mezuniyet sonrası alınan çalışma izni, sadece bir çalışma hakkı değil, aynı zamanda vatandaşlığa giden yolda "yasal ikamet" zincirinin en güçlü halkasıdır. Ancak bu zincirin kopmaması şarttır. Uygulamada, öğrenci ikamet izni biten ve çalışma izni başvurusu sonuçlanana kadar geçen sürede "ikamet ihlali" yapan yabancıların, önceki yıllardaki ikamet sürelerinin "kesintiye uğradığı" kabul edilmektedir. Danıştay 10. Dairesi, 18.01.2021 tarihli, E. 2016/13826 ve K. 2021/47 sayılı kararında, ikamet sürelerindeki kesintinin vatandaşlık hakkı üzerindeki olumsuz etkisini onamıştır:
"5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesi ile anılan Kanun'un Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 71. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda, davacının ikamet tarihlerinin kesintiye uğradığı ve kesintisiz olarak yalnızca (19) gün ikamet etmiş olduğu [gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.]"
Söz konusu kararda, yabancının uzun yıllar öğrenci ikametiyle Türkiye’de bulunmasına rağmen, mezuniyet sonrası statü geçişindeki usul hataları veya gecikmeler nedeniyle beş yıllık sürenin sıfırlandığı görülmektedir. Vurgulamak isteriz ki; mezuniyet sonrası çalışma iznine geçiş süreci, sadece bir iş bulma süreci değil, aynı zamanda vatandaşlık haklarının korunması için yürütülen bir "süre takibi" sürecidir.
Türk Soylu Yabancı Öğrenciler İçin Meslek İcrası ve 2527 Sayılı Kanun Avantajı
Türkiye’deki yabancı öğrenciler arasında, özellikle Türk Cumhuriyetlerinden (Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan) veya Balkanlar’dan gelen "Türk soylu" yabancılar için mevzuat çok daha geniş imkanlar tanımaktadır. Normal şartlarda avukatlık, doktorluk, diş hekimliği ve eczacılık gibi mesleklerin icrası sadece Türk vatandaşlarına hasredilmiştir. Ancak 2527 sayılı "Türk Soylu Yabancıların Türkiye'de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanun", bu kısıtlamayı Türk soylu yabancılar lehine ortadan kaldırmaktadır.
Bu kanun, Türk soylu yabancı öğrencilerin mezuniyet sonrası Türkiye’de kalmalarını ve kendi alanlarında uzmanlaşmalarını teşvik eden "özel yasa" niteliğindedir. Danıştay 10. Dairesi, 24.03.2010 tarihli, E. 2009/13017 ve K. 2010/2113 sayılı kararında bu istisnayı ve kanunun önceliğini şu şekilde açıklamıştır:
"2527 sayılı Yasa, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'na göre 'özel yasa' niteliğinde olduğundan, Türk soylu olduğu kanaatine varılan davacının Türkiye'de avukatlık mesleğini icra etmesine -vatandaşlık koşulu bakımından- yasal bir engel bulunmamaktadır. ... Türk soylu yabancılar bu kuralın istisnasını teşkil etmektedir. Zira, 2527 sayılı Yasa, Türk vatandaşlarına hasredilen iş ve mesleklerin Türk soylu yabancılar tarafından da icrasına olanak tanımakta; Türk soylu yabancıları, bu iş ve mesleklerde çalışma koşullarından olan 'Türk vatandaşı olma' koşulundan istisna etmektedir."
Bu yüksek yargı kararı, Türk soylu bir öğrencinin mezun olduktan sonra sadece genel işlerde değil, en prestijli ve vatandaşlık şartı aranan mesleklerde dahi çalışabileceğini tescil etmektedir. Benzer şekilde, Danıştay 10. Dairesi 09.03.2016 tarihli, E. 2016/390 ve K. 2016/1209 sayılı kararında, 2527 sayılı Kanun’un 7. maddesine atıf yaparak şu tespitte bulunmuştur:
"Bu Yasaya göre kendilerine izin verilenlerin, izin süresince, ikamet ve çalışma ile ilgili yasaların öngördüğü Türk vatandaşı olma şartından istisna edileceği hükme bağlanmıştır. ... Türk soylu yabancılar bu kuralın istisnasını teşkil etmektedir. Zira, 2527 sayılı Kanun, Türk vatandaşlarına hasredilen iş ve mesleklerin Türk soylu yabancılar tarafından da icrasına olanak tanımakta; Türk soylu yabancıları, bu iş ve mesleklerde çalışma koşullarından olan 'Türk vatandaşı olma' koşulundan istisna etmektedir."
Türk soylu öğrencilerin bu haktan yararlanabilmeleri için "Türk soylu" olduklarını belgelemeleri gerekmektedir. Geçmişte bu belgenin sadece konsolosluklardan alınması şartı aranırken, Danıştay 10. Dairesi 31.03.2022 tarihli, E. 2019/347 ve K. 2022/1747 sayılı kararıyla bu kısıtlayıcı genelge hükmünü iptal etmiştir. Mahkeme, "Türk soyluluğun tespitine ilişkin de herhangi bir hüküm bulunmamaktadır" gerekçesiyle, yabancının soyluluğunu ispat eden diğer belgelerin (örneğin dernek belgeleri veya arşiv kayıtları) de idarece dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, mezuniyet sonrası statü değişikliği yapmak isteyen Türk soylu öğrenciler için ispat kolaylığı sağlamış ve bürokratik engelleri hafifletmiştir.
Sonuç olarak, öğrenci ikametinden çalışma iznine geçiş süreci, sadece bir form doldurma işlemi değil; 6458, 6735 ve 2527 sayılı kanunların bir arada değerlendirildiği, yargı içtihatlarıyla sınırları çizilmiş teknik bir hukuk sürecidir. Mezuniyet sonrası profesyonel hayata geçişte yapılacak bir hata, yıllarca süren eğitimin ve Türkiye’de kurulan geleceğin kaybına yol açabilir. Bu nedenle, statü değişikliği başvurularında yargı kararlarının getirdiği "araştırma yükümlülüğü", "kesintisizlik ilkesi" ve "mesleki istisnalar" titizlikle analiz edilmelidir.
Av. Hasan Furkan EMİRALİOĞLU

Yorumlar